Birinci Dünya Savaşı Osmanlı Devleti için çok zorlu geçmiş bir savaştır. Bütün cephelerde olduğu gibi Irak Cephesi'nde çok üstün düşman kuvvetleri karşısında azim ve sebat göstermiştir. Kısa süre sonra öleceğini bilen askerlerimiz cepheden geri durmayarak savaşmıştır. Kut’ül Amare bölgesinde 14 Aralık 1916'dan 16 Şubat 1917'yekadar 65 gün süren Kut’ül Amare muharebelerinde 10.000 civarında şehit vererek modern silahlara karşı savaşmıştır. Daha sonra gelecek nesillere güzel bir örnek olmuşlardır. Kut’ül Amare’de Türk ordusu tarihte eşine az tastlanır bir başarı ve cesaret örneği göstermiştir. Kut’ül Amare bölgesi jeopolitik açından da önemli bir merkez niteliğinde olan bir yerdir. Ticaret yolları üzerine olması, petrol kaynaklarına yakın olması bu bölgenin önemini daha da arttıran önemli bir faktördür. Hindistan’a hâkim olan devletler Irak bölgesine de hâkim olmaya amaçlamışlardır. Bu cephaye genel olarak bakıldığı zaman İngilizlerin bu bölgede taaruza geçmeyi düşünmedeğini görmekteyiz. Fakat Osmanlı yönetimin bu bölgeyi pek düşünmemesi ve 18 nci Kolordunun burada yalnız bIrakılmasından sonra İngilizlere tarihi bir fırsat vermiş Bağdat ve Musul’u İngilizler işgal etti. Bir tarafta İngilizlerin taarruzları ile mücadele eden Osmanlı Devleti Rus tehlikesinin baş göstermesi üzerine birtakım birliklerini İran üzerine gönderdi. Bu bölgede Ruslarla savaşmak zorunda kaldı. Cephenin bir diğer yönü ise buranın Osmanlı Devleti tarafından yalnız bırakılması ve yardım gönderilememesi idi. Bu cebhede olanlar ve gelişmeler Osmanlı yönetimi tarafından tam anlaşılamadı. İngilizler, diğer cephalerde kaybettiği itibarını bu cephede düzeltme imkânı bulmasını sağladı. İngilizler, Çanakkale Cephesinde beklemdikleri bir yenilgi almıştı. Çanakkale’nin intikamını almak ve kaybolan itibarlarını artırmak için önemli bir merkez olnan Bağdat’ı işgal etti. İngilizler asker ve silah bakımından Osmanlı’ya göre çok üstündü. İngilizler bu bölgeye asker ve mühimmat sevkiyatını Hindistan’dan gemi yolu yapıyordu. Fakat Osmanlı Devleti gönderdiği asker ve mühimmatı kara yolu ile yapmak zorunda kalıyordu. Buda Osmanlı Devletin hem bölgeye asker ve mühimmat ulaşımını hem zorlaştıyor hem de yorucu oluyordu. İstanbuldan gönderilen bir mühimmatın Kut’ül Amare’ye ulaşması haftalar hatta aylar alıyordu. Bölgedeki aşiretlerin bir kısmında İngilizlerin tarafını tutması ve Osmanlı devletine ihanet etmeleri Osmanlıyı zor durumda bırakıyordu. Bütün bu zorluklar ve eksiklikler olsa da Türk ordusu üzerine düşen vazifeyi yerine getirmiş, tarihin sayfalarında Birinci Dünya Savaşında teknik anlamda Türk ordusundan daha güçlü olan İngilizlere karşı zafer kazanılacağını göstermişir. Topla savaşın mümkün olmadığı yerde süngü ile göğüs göğüse mücadele vermiştir. Genelde Irak cephesi, özelde ise Kut’ül Amare savaşları gelecek nesillere içerisinde başarı, azim, kararlılık gibi duyguları barındıran Tarihimizde altın bir sayfa olarak durmaktadır. Bu savaşların daha derinlemesine incelenmelidir. Birinci Dünya Savaşında Osmnalı Devletin kazandığı Çanakale Savaşları ve Ku’ül Amare Savaşı yok etmeye karşı duruşun mücadelesi olması yönüyle önemli bir mücadele örneğidir..
28.10.20
KUTÜL AMARE ZAFERİ RESİMLERİ
21.9.20
Pandemi döneminde servis araçlarında alınması gereken önlemler
Covid-19 salgın döneminde sağlık bakanlığı servis araçlarında alınması gereken önlemleri yayınladı. Servis sahipleri eğitime tabii tutulacak ve belge verilecek bu belgeye sahip olanlar servis kullanabilecek. Hijyen eğitimi almayan kişiler servis kullanamayacak. Servislerde alınması gereken tedbirleri içeren bir slayt hazırladık ve sizinle paylaşıyoruz. Eğitimi verecek belletmenler bu sılaytı düzenleyerek ve geliştirerek eğitimlerini verebilirler.
Pandemi dönemi servis araçlarında önlemler ppt indir download
26.9.18
Uçlu Kalemlerin Tarihi
Mekanik kalem, çıraklığını yeni bitirmiş bir metal işçisi olan Tokuji Hayakawa tarafından 1915'te bazı iyileştirmelerle Japonya'da başarılı hale geldi. "Ever-Ready Sharp Pencil" olarak tanıtıldı. Ancak, kalemin uzun ömrü için gerekli olan metal gövde kullanıcılara yabancı olduğu için başarı anında gerçekleşmedi. Ever-Ready Sharp, Tokyo ve Osaka'dan bir şirket büyük siparişler verince büyük sayılarla satılmaya başlandı. Tokuji Hayakawa'nın şirketi daha sonra adını o kalemden aldı: Sharp.
Aynı zamanda ABD'de Charles R. Keeran da bugünün kalemlerinin öncüsü olan benzer bir kalemi geliştiriyordu. Keeran'ın tasarımı dişli mekanizmalıyken, Hayakawa'nınki vidalıydı. Bu iki gelişme tarihi - Hayakawa ve Keeran - genellikle yanlışlıkla birleştirilir. Keeran kaleminin kurşun kalem patenti 1915'te alındı ve kısa bir süre sonra üretim düzenlendi. Bazı iyileştirmelerin ardından, tasarımı Wahl Adding Machine Company tarafından "Eversharp" kalem olarak pazarlandı; erken 1920'lerde, Wahl 12.000.000'den fazla Eversharp satmıştı.
Üreticiler arasında Japonya'dan Pentel, Pilot, Tombow, Uni-ball ve Zebra; Almanya'dan Faber-Castell, Lamy, Rotring ve Staedtler; Çek Cumhuriyeti'nden Koh-i-Noor Hardtmuth; Fransa'dan Bic; Güney Kore'den Monami; ABD'den PaperMate ve Parker; İsviçre'den Caran d'Ache ve birçok Çinli ile diğer Asya ve Avrupa üreticileri bulunmaktadır
ilk ilkel mekanik kurşun kalem (veya kurşun kalem), 1565'te İsviçreli bir doğa bilimci ve bibliyografyacı Conrad Gesner tarafından icat edildi.
Bu öncül kalemin ucunun sivrilmesi için elle ayarlanması gerekiyordu, 1791'de batan HMS Pandora gemisinin 1977 keşfedilen batığında mekanik bir kalem bulundu.
Ucu ileri iten ve ucun yerine yeni uç getirebilecek mekanizmaya sahip olan ilk mekanik kurşun kalem 1822 yılında İngiltere'deki Sampson Mordan ve John Isaac Hawkins tarafından patentlendirildi. Mordan 1837'de iş ortaklarını birkaç kez değiştirdi, "S.Mordan & Co." da sadece mekanik kalemler üretmeye karar verdi. Şirket, fabrikasının bombalarla yıkıldığı İkinci Dünya Savaşı'na kadar mekanik kalemler yapmaya devam etti.
Diğerleri bu kalemleri geliştirmeye devam ettiler ve 1822 ile 1874 arasında 160'ın üzerinde patent tescil edildi. Yaylı mekanik kurşun kalem 1877'de ortaya çıkarken, 1895 de ilk büküm-besleme mekanizması görüldü. 1915 yılında, yeni işe alınan bir metal işçisi olan Tokuji Hayakawa, dönemine göre ileri bir mekanik kurşun kalem geliştirdi ve “Ever-Ready Sharp Pencil” adını verdi.
Tokyo ve Osaka'dan şirketler bu kalem için çok sayıda sipariş verdiler ve onlara çok sayıda satmaya başladı ve şirketine Sharp ismini verdi. Bu sırada, Amerika'da, Charles R. Keeran da benzer bir kalem geliştiriyordu, Hayakawa'nın kalemi vida temelli olmasına karşın Charles R. Keeran'ın kalemi mandal tabanlıydı.
Çok ince uçlar 1939'da ortaya çıktı ve birincisi 0.9 mm'lik bir çapa sahipti. Daha sonra 0.3, 0.5, 0.7, 1.3 ve 1.4 mm idi. Bugün 0.4 mm'lik ve hatta 0.2 mm uçlar var.






















