26.9.18

Uçlu Kalemlerin Tarihi


Mekanik kalem, çıraklığını yeni bitirmiş bir metal işçisi olan Tokuji Hayakawa tarafından 1915'te bazı iyileştirmelerle Japonya'da başarılı hale geldi. "Ever-Ready Sharp Pencil" olarak tanıtıldı. Ancak, kalemin uzun ömrü için gerekli olan metal gövde kullanıcılara yabancı olduğu için başarı anında gerçekleşmedi. Ever-Ready Sharp, Tokyo ve Osaka'dan bir şirket büyük siparişler verince büyük sayılarla satılmaya başlandı. Tokuji Hayakawa'nın şirketi daha sonra adını o kalemden aldı: Sharp.

Aynı zamanda ABD'de Charles R. Keeran da bugünün kalemlerinin öncüsü olan benzer bir kalemi geliştiriyordu. Keeran'ın tasarımı dişli mekanizmalıyken, Hayakawa'nınki vidalıydı. Bu iki gelişme tarihi - Hayakawa ve Keeran - genellikle yanlışlıkla birleştirilir. Keeran kaleminin kurşun kalem patenti 1915'te alındı ve kısa bir süre sonra üretim düzenlendi. Bazı iyileştirmelerin ardından, tasarımı Wahl Adding Machine Company tarafından "Eversharp" kalem olarak pazarlandı; erken 1920'lerde, Wahl 12.000.000'den fazla Eversharp satmıştı.

Üreticiler arasında Japonya'dan Pentel, Pilot, Tombow, Uni-ball ve Zebra; Almanya'dan Faber-Castell, Lamy, Rotring ve Staedtler; Çek Cumhuriyeti'nden Koh-i-Noor Hardtmuth; Fransa'dan Bic; Güney Kore'den Monami; ABD'den PaperMate ve Parker; İsviçre'den Caran d'Ache ve birçok Çinli ile diğer Asya ve Avrupa üreticileri bulunmaktadır 





ilk  ilkel  mekanik  kurşun kalem (veya kurşun kalem), 1565'te İsviçreli bir doğa bilimci ve bibliyografyacı Conrad Gesner tarafından icat edildi.
Bu öncül kalemin ucunun sivrilmesi için elle ayarlanması gerekiyordu, 1791'de batan HMS Pandora gemisinin 1977 keşfedilen batığında  mekanik bir kalem bulundu.

Ucu ileri iten  ve ucun yerine yeni uç getirebilecek mekanizmaya sahip olan ilk mekanik kurşun kalem 1822 yılında İngiltere'deki Sampson Mordan ve John Isaac Hawkins tarafından patentlendirildi. Mordan 1837'de iş ortaklarını birkaç kez değiştirdi, "S.Mordan & Co." da sadece mekanik kalemler üretmeye karar verdi. Şirket, fabrikasının bombalarla yıkıldığı İkinci Dünya Savaşı'na kadar mekanik kalemler yapmaya devam etti.

Diğerleri bu kalemleri geliştirmeye devam ettiler ve 1822 ile 1874 arasında 160'ın üzerinde patent tescil edildi. Yaylı mekanik kurşun kalem 1877'de ortaya çıkarken, 1895 de ilk büküm-besleme mekanizması görüldü. 1915 yılında, yeni işe alınan bir metal işçisi olan Tokuji Hayakawa, dönemine göre ileri bir mekanik kurşun kalem geliştirdi ve “Ever-Ready Sharp Pencil” adını verdi. 

Tokyo ve Osaka'dan şirketler bu kalem için çok sayıda sipariş verdiler ve  onlara çok sayıda satmaya başladı ve şirketine Sharp ismini verdi. Bu sırada, Amerika'da, Charles R. Keeran da benzer bir kalem geliştiriyordu, Hayakawa'nın kalemi vida temelli olmasına karşın Charles R. Keeran'ın kalemi mandal tabanlıydı. 

Çok ince uçlar 1939'da ortaya çıktı ve birincisi 0.9 mm'lik bir çapa sahipti. Daha sonra 0.3, 0.5, 0.7, 1.3 ve 1.4 mm idi. Bugün 0.4 mm'lik ve hatta 0.2 mm uçlar var.

Ülkemizdeki isimleriyle basmalı kalem, uçlu kalem, mekanik kalem veya versatil kalemler özellikle öğrencilerin gün içinde en çok kullandıkları nesnelerden olmasına rağmen bu araçların tarihine ilişkin Türkçe bir kaynak yoktu. Ben de bu eksikliği gidermek için yabancı kaynaklardan yararlanarak uçlu kalemlerin nasıl ortaya çıktıklarını yazmak istedim.

Lütfen yorumlarınız aşağıya bırakınız.

6.9.18

Masonlukta gizli locada kimler var?

Mason; Eskiçağ‟da yapı işinde kazı yapan, taş kırıp yontan, malzeme taşıyan, duvar ören kimselere verilen addı. Günümüzde Mason kelimesi (İngilizce “Mason”, Fransızca “maçon”, Almanca “maurer”) duvarcı anlamına gelmektedir. İnşaat mesleği ve sanatının sırlarını bilen – ve bu sırları gizleyen-, usta- kalfa- çırak hiyerarşisi içinde örgütlenmiş olan bu işçilere, Hür Mason adı verilirdi. Sadece soyluların, askerlerin ve din adamlarının özgür olduğu bir toplumda bu önemli bir ayrıcalıktı.
18. yy.a kadar duvarcı ustalarından oluşan bu lonca, meslek dışından soyluların, tüccarların, asker ve din adamlarının da kabul edildiği “Spekülatif (düşünsel) Masonluğa” dönüşmüştür.
Spekülatif Masonluğun ortaya çıktığı tarih olan 1717‟de aynı zamanda İngiltere‟de ilk büyük locanın kurulduğu tarihtir. Bu tarihte, bulunabilen bütün eski ritüeller toplandı. Dr. James Anderson, bu materyallerle bütün Masonları kapsayacak bir anayasanın hazırlanması için görevlendirildi. 1723 yılında yayınlanan Anderson Kanunları halen bütün Masonik hukukun temelidir.
Bugünkü Masonların duvar işçisi seleflerinden devraldıkları yedi temel prensip vardır:
1. Üç dereceli üyelerden kurulu bir teşkilat.
2. Loca adı verilen bir birlik.
3. Masonluğun doğuş tarihine ait 100 küsur efsanevî el yazması. Bunlar arasında en eski olanı, 1390 tarihini taşıyan Eski Ahitler (Old Charges) adı verilen manzum bir belgedir.
4. Üyeler arasında Biraderliği ve karşılıklı menfaat bağlarını pekiştirici âdetler.
5. Locaların faaliyetlerine dair tam bir gizlilik yasası. “Eski Ahitler”de loncalar için gizliliğe riayet hususunda belirtilmiş basit hükümler vardı ve üyeler, “Tanrı yardımcınız olsun” parolasıyla bir araya gelirlerdi. Hıristiyan cemaatlere yakışır bir şekilde, ürpertici yeminler yoktu.
6. Bir tanışma parolası: Özellikle 1550 tarihlerine inen bir İskoçya “Mason sözü” ki, yazılı olmamakla beraber Mahabyn Mababone ve hatta Matchipin şeklinde de telaffuz edilirdi.
7. Tam bir Hıristiyan kuruluşu. O kadar ki, aslında “Eski Ahitler” dahi, Orta Çağ Roma Katolik doktrinlerinden sızmış açıklamalardı.

Stephen Knight‟a göre; işçi sendikası niteliğinde olan bir teşkilat, spekülatif kimliğe bürünerek kendi gayesinden uzaklaşıp, Katolik inançlar reform hareketlerinin gölgesinde kalıyordu. Nihayet bilimlerin gelişmesiyle Hıristiyanlık da geri planda kalmış ve en sonunda 17. asırdan geriye dışa kapalı, gizli bir cemiyet çatısı kalmıştır.
Mason ayinlerinde, “Masonluk nedir?” sorusuna cevap olarak Masonlar: “Kendine özgü bir ahlâk sistemidir, alegori ile örtülmüştür ve sembollerle resmedilmiştir.” diye cevap verir.15 Bazı Masonlar ise Masonluğu şöyle tarif eder:
“Neden, kavranılmaz ilahi ışık tarafından aydınlanmaktır”(William Preston); “Bizim faaliyet alanımız ruhsal kemalat ve ahlaki açıdan nefsi geliştirmektir” (G. Oliver); “en yüce zevkimiz muhabbetin tadına varmaktır” (Martin Clare)

Ancak “harici”lerin büyük bir kısmı, Masonluğun ne olduğunu tam olarak bilmez. Bunun nedeni, Masonların asla açıklamadıkları sırları ve hiçbir hariciyi kabul etmedikleri mabet ve ritüelleridir.

Masonluğun temel birimi, locadır. Localar, esas olarak 1. derece kabul edilen çıraklar, 2. derece kabul edilen kalfalar ve 3.derece kabul edilen ustalardan oluşur, Masonik hakların tümünden yararlananlar, yalnızca ustalardır.
Batı dünyasının tarihte "Aydınlanma Çağı" olarak anılan döneme girmeye hazırlandığı 18. yüzyıl ortalarında, bazı Masonlar, Masonluktaki standart üç dereceyi (çırak, kalfa ve üstat) yetersiz buluyor, bu derecelere başka "yüksek dereceler" ekliyordu.
Bunun sonucunda Masonlukta birbirinden farklı çok sayıda çalışma sistemi ve yöntemi oluştu. Bunların her biri ayrı bir "rit" olarak anıldı. Tarih boyunca kurulmuş olan Mason ritlerinin toplam sayısı altı yüzden fazladır. Bunlardan çoğu değişime uğradı ve ortadan kalktı. Bazı ritler de kendi aralarında birleşti. Günümüze ancak on kadar Mason riti gelebildi.
Her ikisi de Mason olan araştırmacı-yazar Christopher Knight ve Robert Lomas‟a göre Masonlar; bir zamanlar David C. McClelland‟ın „Başaran Toplum‟ adlı kitabında anlattığı, üyeleri; kiliseyi, ülkeyi, endüstriyi, askerî ve akademik güçleri yöneten Endüstri devrimini mümkün kılan zekâlar ve girişimciler, bilime dayalı gelişmeyi sağlayan önemli ve iyi insanlardı.
Masonlar dünya tarihini şekillendiren güçlü bir örgüt olmuştur. Avrupa onlar sayesinde zenginleşmiş, Amerikan Anayasası ve Royal Society; George Washington, Benjamin Franklin, Sir Robert Moray, Alexander Bruce, Elias Ashmore gibi Masonlar sayesinde var olmuştur. Bunun yanında, dünyada bazı büyük şehirleri onlar tarafından inşa edilmiştir.
Knight ve Lomas, geçmişte bu kadar etkin olan Masonların sanıldığı gibi organize bir örgüt olmadığını öne sürer ve Masonik yapılanmayı şöyle tanımlarlar:
“Organizasyon kelimesi bu kadar dağınık ve düzensiz gözüken bir topluluk için pek uygun değildir. İngiltere Birleşmiş Büyük Locası bile bırakalım dünyanın çeşitli yerlerinde alâkadar olduğu Büyük Locaların üyelerini; İngiltere ve Galler‟de yönettiği binlerce locanın üyelerinin tamamı hakkında bir bilgiye bile sahip değildir. Üyeleri konusunda bu bilgi eksikliği birçok gizli organizasyonun hücre evi şekillenmesini andırır. Örnek olarak terörist gurupları hiyerarşik ve gerektiği gibi bir düzende yönetilir ve üyeler sadece birkaç diğer üye ile irtibattadır. Bu durum; köstebeklerin organizasyona sızması durumunda, organizasyonun çok ağır hasar almasını engeller.”

 Mason karşıtları, Masonluğunun, dünyayı yöneten “gizli el” olduğuna inanırken, Knight ve Lomas, geçmişte dünya tarihinde etkin olan Masonluğun artık eski etkinliğini kaybettiğini savunuyorlar. Masonluğun üyeliği artık hiçbir yarar sağlamıyor ve Masonların birçoğu artık sosyal gelişim için çaba sarf etmiyor.